Kayıtlar

Ramazan Pidesiyle Koşan Çocuk (ÖYKÜ)

Resim
1 . Bölüm: Görevimiz Tehlike Evin en küçüğü dokuz yaşında bir küçümenseniz belli başlı işler sizin "görev tanımınıza" girer: Ekmek almak, çöp atmak, evde "okuma" olduğu haberini yaymak veya içi su dolu aşure kasesini komşuya iade etmek gibi... Ancak Ramazan ayı kapıda göründüğünde, bu listeye heyecan verici ama hafiften ızdırap dolu bir görev daha eklenir: Ramazan pidesi kuyruğundan sağ çıkmak. O pide, iftar sofrasına gelecek! Yumurtalı ve susamlı o kutsal karışımı tam vaktinde masaya ulaştırmak, evde rüştünü ispat etmektir. Şimdi, görevimiz tehlike! Ablam öğlenci olduğu için okulda, babam işte... Annem ise iftar vaktine kadar canhıraş sofra kurmaya çalışıyor. Benimse tek bir sorumluluğum var. Zamanlamayı çok iyi ayarlamam lazım. Öyle bir anda kuyruğa dahil olmalıyım ki; pide eve vardığında soğuyacak kadar erken, kuyruklarda telef olup sofraya son dakikada yetişecek kadar geç olmamalı. Acayip bir matematik bu; ki benim matematiğim "matem-matiktir." Aslında...

Haz ve Ceza

Resim
  Hepimiz kendimizi görece pahalı hobilerle ödüllendirmeye başladık. Araba alamıyorum ama en fiyakalı mekanda bir fincan kahveye, en yüksek banknotu gözümü kırpmadan ödeyebiliyorum mesela. Hemen sosyal medyada paylaşılacak afili bir fotoğraf, altına havalı bir şarkı... Paylaşır paylaşmaz gelsin görüntülemeler! "Bakın ben bu kahveyi içebiliyorum, sizi gidi aç köpekler! " Beyin bir hoş olur o an; saman alevi gibi bir mutluluk. En lüks mekanda, güzel bir meyhane masasındayız bir akşam. Fasıl, mezeler, ortam şahane... Doğal gaz faturası çok yüksek gelmesin diye mekana gitmeden kombiyi kısıp çıkmışım, kim bilecek? Eğlenmesem de eğleniyor gibi görünmem lazım. Keyif almasam da gerçekten zevk aldığıma inanmalıyım. Sonuçta bu devirde önemli olan yaşamak değil, yaşıyormuş gibi yapmak. Dostlar alışverişte görsün, sosyal medyada ne kadar "sosyal" olduğum bilinsin. Daha ne? "Doğal gaz kaç lira gelecek acaba?" Aman boş ver, süper ortama gelmişiz! Bir gecede yarım maaşım...

Avatar: Fire and Ash – Kaçış Sinemasının Zirvesi

Resim
  Gişe sinemasının yaşayan en büyük yönetmenlerinden James Cameron’ın yeni filmi Avatar: Fire and Ash ; uzun süresine ve 3D gözlüklere rağmen, türü seviyorsanız gözünüzü kırpmadan izleyeceğiniz mükemmel bir "kaçış sineması" örneği. Film, ikinci filmin yarım kalan tüm hikâyesini tamamlaması ve ilk iki filmdeki bütün teknik tecrübelerin yansıması olmasıyla –benim için ilk Avatar ’ı ayrı tutarsak– The Way of Water ’ın rahatlıkla üzerine çıkabilmiş. Senaryo ara sıra es verse de bu denli sağlam bir teknik işçilik ve görsel şölenin yorulmadan tadına varmamızı sağlayacak maharette. Zaten bir Avatar filmi izliyorsanız ilk önceliğiniz görselliktir. Senaryo açısından da dünyasını ve karakterlerini derinleştirmeye çalışan, bunu da büyük ölçüde başarabilmiş bir yapım var önümüzde. Dijital platformların sinema ile rekabeti devam ededursun; James Cameron, Christopher Nolan ve Peter Jackson gibi büyük gişe yönetmenleri, hikâyeyi çok geri plana atmadan, en büyük perdede deneyimlenmesi gerek...

Kimsesiz İnsanlar Ülkesi (Şiir)

Resim
  Uçsuz bucaksız diyarlardır buralar, kimsesizlerle dolar taşar. Nereye gideceğini bilmeden koşturup durur burada insanlar. Bugün bitiyor, yarın belirsiz, gelecek yok, artık anılarda yaşarlar. Varlıkları belirsiz, hedefleri kimliksiz, umutsuzca umudu ararlar. Var olmak zordur, yok olmak bir ana bakar; bitmek bilmez kayıplar. Ansızın biriken uçsuz bucaksız nefretin kucağına atılırlar. Kalpleri kırıktır; gerçekten kaçmaya çalışırken yalanlarla bağlanırlar. Güvensiz, sağlıksız, isteksiz; yitip giderek zaman içerisinde yok olurlar. Eski günlere duyulan özlemle, umut ettikleri o güzel günleri arar, bulamazlar. Varacakları son durağa kadar yalnız hissederlerse de, kendileri gibi başkaları da hep var. Yalnız değiller aslında; çok fazla sayıda, kendileriyle aynı durumda olanlar. Desteklemezler, yükseltmezler omuzları üzerlerinden birbirlerini; sadece engel olurlar. Kötülerin içerisinde kaybolup, iyi yanlarını zaman içerisinde unutup yok olurlar. Mutsuz, umutsuz, işsiz, sağlıksız, geleceksi...

Mizahşör

Resim
  Mizahın, tekdüze ve sıkıcı hayatlarımızı farklı bir bakış açısıyla aydınlatma görevi gördüğünü düşünenlerdenim. Kültür, siyaset, iş hayatı gibi alanlarda toplum olarak yüzümüze mecburi maskeler takıyoruz. Mizah, bu maskeleri kaldırıp tüm çıplaklığıyla gerçekleri yüzümüze çarpıyor. Ülkemiz, ezelden beri iyi mizahçılara sahip oldu. Gündelik hayatın içinde ne varsa, mizahla harmanlanıp sunuldu. Siyaset de hayatımızın bir parçası. Doğal olarak mizahın hedefinde olması gerekirken, günümüzde usta seviyesine ulaşmış bazı mizahçılarının bu alandan neden uzak durduğunu son günlerde daha iyi anladık. Düşünmeden mizah yapılmaz; mizah, düşündürmek için yapılır. Ancak son dönemde toplumsal hassasiyetlerimiz biraz fazla arttı. Bunda, kimsenin birbirine tahammül edemediği bir toplum haline gelmemizin etkisi büyük. Kimse bulunduğu konumdan memnun değil ve ne yazık ki çoğu zaman içten içe haset ediyoruz. Herkesin kendi kutsalı var; kutsalına laf edilince linç başlıyor. İstisnai durumlar hariç, to...

Milli Duygular Besliyorum Sana Karşı

Resim
  Birlik ve beraberliğe en çok ihtiyaç duyduğumuz bu günlerde, milli duygular adeta imdadımıza yetişiyor. Filenin Sultanları, Futbol Milli Takımımız ve dün akşam Almanya ile finalde nefes kesen bir mücadele sergileyen, ne yazık ki son saniyelerde maçı kaybeden 12 Dev Adam… Takımlarımız, aynı toplumun fertleri olduğumuzu, birlik ve beraberlik duygusunun, birbirimizi anlama ve destek olmanın önemini bir kez daha hatırlatıyor. Sporun branşı ya da türü fark etmiyor; önemli olan, o bir olma hissini tetikleyen güzel duygular. Basketbol Milli Takımımız, EuroCup turnuvasında muazzam bir performans sergiledi. Koçumuz Ergin Ataman, rüştünü defalarca ispatlamış bir isim. Sakatlığına rağmen yüreğiyle oynayan Cedi Osman, NBA kumaşını her an hissettiren Alperen Şengün, yılların tecrübesi Shane Larkin ve takımın yüksek moral-motivasyonu, taraftar desteğiyle birleşince finale ulaşmak zor olmadı. Yunanistan gibi güçlü bir rakibi rahatça geçtikten sonra, belki biraz rehavete kapılmış olsak da, namağ...

Yalnızlık Kalesi (Şiir)

Resim
  Yalnızlık Kalesinde boştur dolmaz odalar.  Gelen gideni aratmasın diye istenmez burada yeni olanlar. Geçmiş geleceğe ağır basar kolay atlatılmaz bazı hasarlar.  Miras tecrubelerin yaşanmışlıklar yanına kalanlar. ******* Burada toplanır yeni başlangıçlar için adım atmaya hevesi kalmayanlar. Doldururlar umutlanarak umutsuz günlerini konaklayanlar. Mutlu olsalarda mutsuzluktan bir çıkış yolu ararlar. En ufak anılarda bile detaylara gömülüp kendilerini hırpalarlar.  ******* Yalnızlık Kalesinde kapalıdır kolay kolay  açılmaz kapılar.  Artık iyileşir diye beklenir umursanmaz yaralar. Gerçeğin peşinde sürüklenir hayaller ve hayatlar.  Umursamaz bir çocuk gibidir zamanla kaskatı duygular.  ******** Burada mutlu olacak ziyaretçilerdir kabul olanlar. Yola çıkmak için bitmek bilmez pek çetindir yapılan hazırlıklar. Günler saat gibi geçer göz yaşları doğru anı seçer, sonsuz sonludur olasılıklar. Doğru yön esastır geri dönülmez ancak ileri gider yaşayanlar. ...