Kayıtlar

2025 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Avatar: Fire and Ash – Kaçış Sinemasının Zirvesi

Resim
  Gişe sinemasının yaşayan en büyük yönetmenlerinden James Cameron’ın yeni filmi Avatar: Fire and Ash ; uzun süresine ve 3D gözlüklere rağmen, türü seviyorsanız gözünüzü kırpmadan izleyeceğiniz mükemmel bir "kaçış sineması" örneği. Film, ikinci filmin yarım kalan tüm hikâyesini tamamlaması ve ilk iki filmdeki bütün teknik tecrübelerin yansıması olmasıyla –benim için ilk Avatar ’ı ayrı tutarsak– The Way of Water ’ın rahatlıkla üzerine çıkabilmiş. Senaryo ara sıra es verse de bu denli sağlam bir teknik işçilik ve görsel şölenin yorulmadan tadına varmamızı sağlayacak maharette. Zaten bir Avatar filmi izliyorsanız ilk önceliğiniz görselliktir. Senaryo açısından da dünyasını ve karakterlerini derinleştirmeye çalışan, bunu da büyük ölçüde başarabilmiş bir yapım var önümüzde. Dijital platformların sinema ile rekabeti devam ededursun; James Cameron, Christopher Nolan ve Peter Jackson gibi büyük gişe yönetmenleri, hikâyeyi çok geri plana atmadan, en büyük perdede deneyimlenmesi gerek...

Kimsesiz İnsanlar Ülkesi (Şiir)

Resim
  Uçsuz bucaksız diyarlardır buralar, kimsesizlerle dolar taşar. Nereye gideceğini bilmeden koşturup durur burada insanlar. Bugün bitiyor, yarın belirsiz, gelecek yok, artık anılarda yaşarlar. Varlıkları belirsiz, hedefleri kimliksiz, umutsuzca umudu ararlar. Var olmak zordur, yok olmak bir ana bakar; bitmek bilmez kayıplar. Ansızın biriken uçsuz bucaksız nefretin kucağına atılırlar. Kalpleri kırıktır; gerçekten kaçmaya çalışırken yalanlarla bağlanırlar. Güvensiz, sağlıksız, isteksiz; yitip giderek zaman içerisinde yok olurlar. Eski günlere duyulan özlemle, umut ettikleri o güzel günleri arar, bulamazlar. Varacakları son durağa kadar yalnız hissederlerse de, kendileri gibi başkaları da hep var. Yalnız değiller aslında; çok fazla sayıda, kendileriyle aynı durumda olanlar. Desteklemezler, yükseltmezler omuzları üzerlerinden birbirlerini; sadece engel olurlar. Kötülerin içerisinde kaybolup, iyi yanlarını zaman içerisinde unutup yok olurlar. Mutsuz, umutsuz, işsiz, sağlıksız, geleceksi...

Mizahşör

Resim
  Mizahın, tekdüze ve sıkıcı hayatlarımızı farklı bir bakış açısıyla aydınlatma görevi gördüğünü düşünenlerdenim. Kültür, siyaset, iş hayatı gibi alanlarda toplum olarak yüzümüze mecburi maskeler takıyoruz. Mizah, bu maskeleri kaldırıp tüm çıplaklığıyla gerçekleri yüzümüze çarpıyor. Ülkemiz, ezelden beri iyi mizahçılara sahip oldu. Gündelik hayatın içinde ne varsa, mizahla harmanlanıp sunuldu. Siyaset de hayatımızın bir parçası. Doğal olarak mizahın hedefinde olması gerekirken, günümüzde usta seviyesine ulaşmış bazı mizahçılarının bu alandan neden uzak durduğunu son günlerde daha iyi anladık. Düşünmeden mizah yapılmaz; mizah, düşündürmek için yapılır. Ancak son dönemde toplumsal hassasiyetlerimiz biraz fazla arttı. Bunda, kimsenin birbirine tahammül edemediği bir toplum haline gelmemizin etkisi büyük. Kimse bulunduğu konumdan memnun değil ve ne yazık ki çoğu zaman içten içe haset ediyoruz. Herkesin kendi kutsalı var; kutsalına laf edilince linç başlıyor. İstisnai durumlar hariç, to...

Milli Duygular Besliyorum Sana Karşı

Resim
  Birlik ve beraberliğe en çok ihtiyaç duyduğumuz bu günlerde, milli duygular adeta imdadımıza yetişiyor. Filenin Sultanları, Futbol Milli Takımımız ve dün akşam Almanya ile finalde nefes kesen bir mücadele sergileyen, ne yazık ki son saniyelerde maçı kaybeden 12 Dev Adam… Takımlarımız, aynı toplumun fertleri olduğumuzu, birlik ve beraberlik duygusunun, birbirimizi anlama ve destek olmanın önemini bir kez daha hatırlatıyor. Sporun branşı ya da türü fark etmiyor; önemli olan, o bir olma hissini tetikleyen güzel duygular. Basketbol Milli Takımımız, EuroCup turnuvasında muazzam bir performans sergiledi. Koçumuz Ergin Ataman, rüştünü defalarca ispatlamış bir isim. Sakatlığına rağmen yüreğiyle oynayan Cedi Osman, NBA kumaşını her an hissettiren Alperen Şengün, yılların tecrübesi Shane Larkin ve takımın yüksek moral-motivasyonu, taraftar desteğiyle birleşince finale ulaşmak zor olmadı. Yunanistan gibi güçlü bir rakibi rahatça geçtikten sonra, belki biraz rehavete kapılmış olsak da, namağ...

Yalnızlık Kalesi (Şiir)

Resim
  Yalnızlık Kalesinde boştur dolmaz odalar.  Gelen gideni aratmasın diye istenmez burada yeni olanlar. Geçmiş geleceğe ağır basar kolay atlatılmaz bazı hasarlar.  Miras tecrubelerin yaşanmışlıklar yanına kalanlar. ******* Burada toplanır yeni başlangıçlar için adım atmaya hevesi kalmayanlar. Doldururlar umutlanarak umutsuz günlerini konaklayanlar. Mutlu olsalarda mutsuzluktan bir çıkış yolu ararlar. En ufak anılarda bile detaylara gömülüp kendilerini hırpalarlar.  ******* Yalnızlık Kalesinde kapalıdır kolay kolay  açılmaz kapılar.  Artık iyileşir diye beklenir umursanmaz yaralar. Gerçeğin peşinde sürüklenir hayaller ve hayatlar.  Umursamaz bir çocuk gibidir zamanla kaskatı duygular.  ******** Burada mutlu olacak ziyaretçilerdir kabul olanlar. Yola çıkmak için bitmek bilmez pek çetindir yapılan hazırlıklar. Günler saat gibi geçer göz yaşları doğru anı seçer, sonsuz sonludur olasılıklar. Doğru yön esastır geri dönülmez ancak ileri gider yaşayanlar. ...

Zincirli

Resim
                                                                        Bir zamanlar daha henüz küçük bir çocukken sınırsız ihtimallerin denizinde umut içerisinde yüzerdik. Bolca kurulan hayal. O hayallerin gerçekleşmemesi için hiç sebep yokken ve henüz hiçbiri tam anlamıyla gerçekleşmemişken. Her çocuk bir potansiyel.  Ne yazık ki çoğu potansiyelinin getirdiği beklentilerin altında acımasızca ezilir bazen. Yaş ilerler, ihtimaller denizi bir noktadan sonra kurumaya başlar. İstenileni elde edebilmek, prestijli bir yaşam sürebilmek için hayallerin hedefi  para ve onun getirdiği finansal özgürlüğe ulaşmak olur. Peki bu kısa yoldan nasıl olur? Hayaller gitgide gerçek dışı gelmeye başlar büyüdükçe. İstediği herşeye sahip çok önemli biri olmanın pek mümkün olmadığını görürsün. Hayallerini gerçeğe teslim et...

Kurbanlık

Resim
(Dayanamadığım gerçek olaylara dayanmaktadır) 1994 yılı Mayıs ayı başlarında sıcak denebilecek bir Malkara sabahına uyanıyorum. O gün evde belirli belirsiz bir telaş var. Yaklaşan kurban bayramından dolayı pazara gidilip alınacak bir kurbanlığın da biraz etkisi olmuş olabilir bu telaşta. Dedemlerin bahçeyi gören mutfağında hızlı bir kahvaltı. Ardından dedem, babam  ve ben operasyon için ayalanan beyaz komyenete binip kurban pazarına doğru yola çıkıyoruz. Henüz beş yaşında bir çocuk için büyük aksiyon bu.   Pazara varılıyor. Hararetli geçe pazarlıklar arasında kaderini bekleyen kurbanlıklar var. Bizimkiler sonunda bir koçta karar kılıyorlar.  Hayvan kamyonete yüklenip evin arka bahçesinde son gününe kadar kurban edilmeyi beklemek üzere yola çıkıyor. Bir incir ağacının bulunduğu; etrafı tellerle ve komşu evlerle çevrili, toprağı eşeleyerek vakit geçirdiğim, evin mutfağından dışarı açılan küçük bir bahçe burası. Kurbana vermem için çanak içerisinde marul tutuşturuyor babanne...

Erkeklik

Resim
            (Güçlendirilmiş İsmail Kartal ) Hangi cinsiyetten olursak olalım; yıllardır tarafımıza dayatılan toplumsal baskı bombardımanı klişelerin altında sürüklenerek hayatımızı geçirmeye çalışıyoruz. Taraf olmayan her zaman bertaraf ilan edilmeye devam ediliyor ne yazık ki. Bizim için ön görülen toplumsal roller ve üzerimizden yaratılan beklentilerin birazını dahi karşıla(ya)mayacak olalım; sinirden hıncını alamayan yaşlı bir hacı grubu tarafından taşlanan şeytana dönüşüyoruz!  Toplumun hepimizden beklentileri var elbet ve bu noktada adam olmak, erkek olmak gibi keskin bir şekilde sınırlandırılmış rollenmeler üzerine konuşalım biraz bugün. Kadınların da bir ton başka sorun ve sıkıntıları var elbet onları başka bir yazıda konuşuruz belki.  Erkek olmak deyince herkesin aklına bir takım klişeler gelir. Kimsenin;  yaşadığı hayat, derdi, karakteri, yönelimleri bir değilken temel olarak toplum tarafından bu cinsiyet sahiplerinin tek tip davranm...